TU:KUE manifestosu, Türkiye'den dünyaya değer taşıyan iş insanlarının neye inandığını ve neyi birlikte yapmak istediğini yedi tezde anlatır. Bu metin bir tüzük değil, bir sözdür.
Bu metni, TU:KUE'ye davet edilen her üye okur ve masaya onunla oturur. Burada yazanlar bir yönetmeliğin maddeleri değil, birlikte iş yapan insanların paylaştığı inançlardır. Her biri, bu çevrenin neden var olduğunu bir yönüyle anlatır.
I
Değer Türkiye'de yaratılır.
Ham madde satan bir ülke, başkasının değerini büyütür. Biz işlenmiş olanı, tasarlanmış olanı ve markalaşmış olanı satarız. Türkiye'de kurulan her fabrika, yazılan her satır kod ve tasarlanan her ürün bu ülkenin dünyadaki ağırlığını artırır.
Bu yüzden üyelerimiz yalnızca ihracat rakamlarıyla değil, ürettikleri katma değerle anılır. Bizim için başarı, dünyaya satılan şeyin içinde ne kadar Türkiye olduğudur.
II
Sınırlar bizi bölmez.
Bir kısmımız İstanbul'da, bir kısmımız Londra'da, Dubai'de ya da New York'ta iş yapar. Yaşadığımız şehir değişir, köklerimiz değişmez.
Türkiye'deki üretici ile yurt dışındaki Türk iş insanı aynı masaya oturduğunda ikisi de daha güçlü kalkar. Biri üretimi, öbürü pazarı bilir. TU:KUE bu iki bilgiyi birleştirmek için var.
Masaya davetle gelinir, sözle oturulur.
III
Söz, sözleşmeden önce gelir.
Ticaretin en eski sermayesi güvendir. Verdiğimiz sözü tutarız ve sözünü tutanlarla çalışırız.
Bu çevrede itibar, servetten önce gelir. Bir üyenin sözü, diğer üyeler için en güçlü teminattır. Bu teminatı korumak hepimizin görevidir.
Yeni kuşak Türk girişimcilerin bizim yaptığımız hataları yapmaması ve bizim açtığımız kapılardan geçmesi için zaman ayırırız. Atabey programı bu inancın somut hâlidir.
V
Önce bilgi, sonra imza.
Yeni bir pazarda en pahalı hata, karşı tarafı tanımadan imza atmaktır. Kararlarımızı tahminle değil, doğrulanmış bilgiyle veririz.
Göktürklerin bilge veziri Tonyukuk gibi, karar vermeden önce tablonun tamamını görmek isteriz. TU:KUE Bilge bu yüzden var.
VI
Gösteriş değil, iz.
Bizi tanımlayan, sahip olduklarımız değil, bıraktığımız izdir. Ölçüyü kaçırmayız.
Sessiz çalışır, işimizin konuşmasına izin veririz. Üyelik bir unvan olarak kullanılmaz, bir sorumluluk olarak taşınır.
VII
Kadim olan yolumuzu aydınlatır.
Adımızı yaklaşık bin dört yüz yıl önce yazılmış bir kayıttan, ruhumuzu Altay'da demir işleyen atalarımızdan alırız.
Tarihimizi bir vitrin olarak değil, bir pusula olarak taşırız. Nerede olursak olalım, her anlaşmada ve her imzada bir ülkenin adını da temsil ettiğimizi biliriz.
Söz
TU:KUE, bu sözü verenlerin masasıdır. Masaya davetle gelinir, sözle oturulur. Bu sözü verenler, birbirlerine ve Türkiye'ye karşı aynı sorumluluğu taşır.